Yolcularını korkunç bir deniz kazasından kurtaran kahraman Kaptan‘ı dehşete düşüren saniyeler..
*Murat Yeşil
İstanbul Yerel (İY)
Haber Özeti
Boğaz’da Tankerle Çarpışmaya Bir Saniye Kala!.Yolcularını korkunç bir deniz kazasından kurtaran kahraman Kaptan‘ı dehşete düşüren saniyeler..Kadıköy İskelesi’nde sabahın erken saatleri… Güneş, Haydarpaşa Garı’nın arkasından usulca yükselirken, turnikelerden geçen binlerce İstanbullu o tanıdık motor sesine doğru adımlarını hızlandırıyor. Vapurun o kendine has sarsıntısı, ayaklarınızın altından tüm vücudunuza yayıldığında, karadaki tüm dertlerin de geride kaldığını hissedersiniz.
Güverteye çıktığınızda yüzünüze vuran o ılık, tuzlu Boğaz rüzgarı; demli bir bardak çay ve taze simit kokusuyla birbirine karışır. Bir an için gözlerinizi kapatırsınız. Arkanızda bıraktığınız trafiğin kornaları, bitmek bilmeyen toplantılar, ödenmesi gereken faturalar, hepsi o köpüklü sularda eriyip gider. İşte o yirmi dakikalık yolculuk, sadece Asya’dan Avrupa’ya fiziki bir geçiş değil; aynı zamanda milyonlarca insanın ortak terapi seansıdır.
İstanbul’u İstanbul yapan en büyük ritüeldir vapur yolculuğu. Bir yanda martıların çığlıkları, diğer yanda demli bir çay ve simit kokusu eşliğinde iki kıta arasında süzülmek, metropolün tüm stresini suya bırakmaktır. Bu dosyamızda, 30 yıllık Şehir Hatları Kaptanı Akif Uzun’un köprü üstündeki yalnızlığına, sisli Boğaz sularında devasa gemilerle yaptığı sessiz dansa ve sıradan bir İstanbullunun o ılık rüzgarda bulduğu huzura, adeta bir film karesindeymiş gibi yakından bakıyoruz.
Köprü Üstündeki Usta: Kaptan Akif D.
Aşağıda güvertede bu huzur yaşanırken, yukarıda, camlarla çevrili o izole odada—kaptan köşkünde— bambaşka bir dünya vardır. Kaptan Akif D., 30 yılını bu sulara vermiş, Boğaz’ın her akıntısını, her girdabını kendi avucunun içi gibi bilen eski toprak bir denizci. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte dümene geçtiğinde, o ağır metal yığınını devasa bir balerin zarafetiyle iskeleden ayırır.
Kaptan köşkünde dışarıdaki o romantizm yerini yüksek bir konsantrasyona ve ağır bir sorumluluğa bırakır. Akif Kaptan için Boğaziçi, dünyanın en güzel manzarası olmasının yanında, aynı zamanda dünyanın en tehlikeli su yollarından biridir. Dümeni usulca iskeleye kırarken gözü sürekli radardadır; bir yandan devasa kargo gemilerinin rotasını kollar, diğer yandan dümen suyuna giren acemi balıkçı teknelerini kısa kornasıyla uyarır.
Dümenden Bakınca Değişen Silüet
“Bizim işimiz suyu okumaktır,” diye mırıldanıyor Kaptan Akif, gözlerini ufuk çizgisinden ayırmadan. Yıllar içinde sadece suyun akıntısı değil, Boğaz’ın silüeti de değişmiştir onun gözünün önünde. Eskiden ahşap yalıların, erguvan ağaçlarının süslediği tepelerde, şimdi gri beton bloklar ve cam plazalar yükselmektedir. Ancak deniz aynı denizdir.
Sarayburnu’nu dönerken Topkapı Sarayı’nın o ihtişamlı duruşu, Kız Kulesi’nin suyun ortasındaki zarif yalnızlığı, 30 yıl önce nasılsa bugün de aynı saygıyı uyandırır Akif Kaptan’da. O, İstanbul’un sadece ulaşımını sağlamaz; bu kentin görsel hafızasına, her gün iki yaka arasında dokuduğu su yollarıyla sahip çıkar.
Sis Bulutu İçinde Can Pazarı
Sonbaharın son günlerinde, Boğaz’a o meşhur kör sis çöktüğünde güvertede romantizm zirveye çıkar ama köprü üstünde nabızlar hızlanır.
Akif Kaptan’ın unutamadığı o sabahı dinliyoruz. Göz gözü görmeyen, adeta beyaz bir duvarın içine gömüldükleri o sefer… Yoğun sis tabakasının oluşturduğu bir rüya aleminde, yolcuların her biri kendi iç dünyasına dalıp gitmişti.
Yolcuların aksine Akif Kaptan, sadece radar ekranındaki yeşil noktalara ve duyduğu siren seslerine kulak vererek ilerlemek zorunda olmanın endişesini taşıyordu. Tedirgindi, ama bu sis dağılmadan yapabilecek başka şeyi olmadğını da çok iyi biliyordu. Her an önüne acemi bir balıkçı teknesi çıkabilirdi, rotasını şaşırmış bir yabancı yük ve tanker gemisi ile burun buruna gelebilirdi.
Bu düşünceler kafasında uçuşurken, telsizden gelen parazitli bir anonsla irkilir Kaptan: “Dikkat! Karşı yönden gelen devasa bir tanker gemi, rotasından sapmış, akıntıya kapılarak üzerinize doğru sürüklenmektedir!.
Akif Kaptan’ın korktuğu başına gelmiş, sis bulutunun içinden beliren dev bir hayalet gibi o tanker gemi hızla üzerlerine doğru geliyordu. Aralarındaki mesafe o kadar yakındı ki, çarpışma an meselesiydi. Akif Kaptan saniyeler içinde karar vermek zorunda olduğunu hissetti.
Yılların tecrübesiyle kazandığı refleksle dümeni sertçe sancağa kırarak, makine dairesine “Tam yol geri!” komutunu verdi. Vapur, koca cüssesiyle acı bir inilti çıkararak sarsıldı, pervaneler suyu tersine döverken beyaz köpükler havaya savrulmaya başladı. Tanker gemisi, vapurun sadece birkaç metre uzağından, devasa bir gölge gibi sıyrılıp geçti gitti.
Sislerin İçinde Ölüm Kalım Mücadelesi
Sabahın kör sisine içinde ilerlerken petrol tankerinin yardığı sularda oluşan dev dalgalar güvertesine vurdukça bir kayık gibi sallanmaya başlayan vapurdaki yolcular şaşkınlıkla birbirine bakıyor ne olup bittiğini anlamaya çalışıyorlardı.

Boğaz’da Tankerle Çarpışmaya Bir Saniye Kala!.
-“Batıyoruz?” diye bağırdı genç bir kadın.
Korkudan titreyen parmakları arasından kayıp yere düşen simidine baktı bir an, sonra hemen sağ yanında oturan bir yolcuya titrek bir ses tonuyla sordu:
– “Bir şeye mi çarptık acaba?”
Karşı sırada oturan yaşlı bir yolcu, korkuyla sıkı sıkı tutunduğu koltuğun kenarından kaptan köşküne doğru seslendi:
-“Kaptan! Ne oluyor orada?”
Ancak yolcunun sesi dalgaların gürültüsü arasında kaybolup gitti.
Birden Kaptan Akif’in sesi telsizden yankılandı, gür ve kararlı:
-“Sayın yolcular, lütfen yerlerinize oturun, koltuklarınıza sıkıca tutunun ama telaşlanmayın. Korkacak bir şey yok. Yanımızdan dev bir tanker gemi geçiyor! Vapurumuzdaki sarsıntılar, o tankerin ürettiği dalgalar yüzünden.”
Akif Kaptan, tam bu noktada sözlerine ara verdi, derin bir nefes aldı o anı yeniden yaşıyor gibiydi.. Sonra sözlerine devamla:”Yaptığım bu anansla yolcuları biraz teskin etmiştim ama bende endişe devam ediyordu.Telsizi kapatır kapatmaz dua ettim. İnşallah bu tehlikeyi kazasız atlatırız.”
Vapur, bu ani geri dönüşü yapmanın zorluğuyla başedebilmek için inlerken, sisin içinden kara bir duvar gibi beliren dev tanker gemisi yolcuların gözleri önünden süzüldü. Vapurumuza çarptı, çarpacak derken saniyeler içinde kıl payı denilebilecek bir yakınlıkta geçip gitti.
Güvertede bir anlık sessizlik oldu, ardından yolcular arasında konuşmalar başladı:
– “Allah korudu bizi…
-“Az önce ölümün kıyısından döndük…”
-“Ben hâlâ ellerimin titremesini durduramıyorum.”
Kaptan köşkünde ise Akif Kaptan alnındaki boncuk boncuk oluşan ter damlalarını silerken kendi kendine mırıldandı: “Bir saniye geç kalsaydık, bu vapur şimdi Boğaz’ın dibindeydi.”
Akif Kaptan, o an yolcuların gözünde sıradan bir denizci değil; hayatlarını kurtaran sessiz bir kahramandı.
Sonuç
İstanbul, içinden deniz geçen dünyadaki tek metropoldür. Vapurlar sadece bir ulaşım aracı değil, bu kentin atan kalbi, nefes alan ciğerleridir. İster güvertede yüzünüze vuran rüzgarla huzur bulan sıradan bir yolcu olun, isterse sisli bir sabahta binlerce canın sorumluluğunu taşıyan Akif Kaptan olun; Boğaziçi hepimizi aynı sularda yıkar, aynı rüzgarla iyileştirir.
Çünkü bu kentte suya bakmak, en karanlık günlerde bile umudu yeniden tazelemektir. İstanbul vapurları işledikçe, martılar o simitlere doğru kanat çırptıkça, bu şehrin masalları da o köpüklü sulard anlatılmaya devam edecektir.
En Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. Vapur kaptanı olmak için ne tür bir eğitim almak gerekiyor?
Vapur kaptanı olabilmek için üniversitelerin ilgili denizcilik fakültelerinden mezun olmak, belirli bir deniz hizmet süresini (staj) gemilerde tamamlamak ve Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın düzenlediği zorlu yeterlilik sınavlarını geçerek ehliyet almak gerekmektedir.
2. Boğaz akıntıları vapur seferlerini nasıl etkiler?
İstanbul Boğazı, yüzey ve dip akıntılarıyla (özellikle orkoz akıntıları) dünyadaki en zorlu su yollarından biridir. Kaptanlar, akıntının yönüne ve şiddetine göre yanaşma ve manevra stratejilerini anlık olarak değiştirirler. Bazen motor gücü yerine, akıntının itici gücünü kullanarak gemiyi döndürmek ustalık gerektirir.
3. Sisli havalarda vapurlar nasıl yön buluyor?
Görüş mesafesinin neredeyse sıfıra indiği yoğun sisli havalarda kaptanlar tamamen radar sistemlerine, GPS cihazlarına, Gemi Trafik Hizmetleri’nin (VTS) telsiz yönlendirmelerine ve diğer gemilerin konumunu bildiren sesli uyarılara (sirenler) güvenerek körlemesine seyir yaparlar.
4. Boğaziçi’nde transit geçiş yapan uluslararası gemilerle vapurlar nasıl koordine oluyor?
Boğaz’daki tüm gemi trafiği İstanbul Gemi Trafik Hizmetleri (VTS) tarafından anlık olarak radarla izlenir ve yönetilir. Kural olarak, yerel trafiği oluşturan Şehir Hatları vapurları, manevra kabiliyeti kısıtlı olan devasa uluslararası transit kargo gemilerine ve tankerlere yol vermek zorundadır.
5. Vapurların o kendine has motor sesi neden insanlara huzur verir?
Uzmanlara göre, düşük frekanslı ve ritmik sesler (örneğin eski tip dizel vapur motorlarının sarsıntısı) insan beyninde anne karnındaki ritmik kalp atışlarını hatırlattığı için derin bir psikolojik rahatlama hissi uyandırmaktadır. Suyun görsel dinginliği ve iyot kokusu da bu etkiyi katlayarak artırır.
Author: *Murat Yeşil, Ph. D.
Professor of Journalism & Media Studies
Executive Editor
İstanbul Yerel (İY)
Kaynakça
Kaynakça
- Güleryüz, E. (2018). İstanbul’un Vapurları ve Denizcilik Tarihi. İstanbul: İletişim Yayınları.
- Öztürk, B. (2015). Boğaziçi’nin Akıntıları ve Navigasyon Zorlukları. Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Yayınları.
- Akpınar, M. (2020). Metropol Psikolojisi: Suyun İnsan Üzerindeki İyileştirici Etkisi. İstanbul: Metis Psikoloji Dizisi.
- Şehir Hatları A.Ş. Tarihçe ve Kurumsal Seyir Arşivi. (2025).
