Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

İstiklal Caddesi: Yükseliş, Çöküş ve Dönüşüm

Haber Özeti Şablonu – Güncel Haber Özeti İstiklal Caddesi, Tünel
Haber Özeti Şablonu – Güncel
Yazar
Haber Özeti
İstiklal Caddesi, Tünel ile Taksim arasında 1,4 kilometre uzanan ve 19. yüzyılın sonundan bu yana Türkiye’nin en bilinen caddesi olma unvanını koruyan eksendir. Osmanlıca Cadde-i Kebir, Fransızca Grande Rue de Péra adlarıyla anılan yol; elçilikler, kiliseler, pasajlar, tramvay ve kalabalıkla büyümüş, 20. yüzyılda hem altın çağını hem de çöküş dönemini yaşamış, 1990’da yayalaştırıldıktan sonra yeniden İstanbul’un vitrinine oturmuştur.
Yazar: *Hayreddin Turan – İstanbul Yerel

Dar Bir Yoldan “Cadde-i Kebir”e..


İstiklal Caddesi: Yükseliş, Çöküş ve Dönüşüm. Beyoğlu semtinin omurgası olan İstiklal Caddesi, idari olarak dokuz mahalleyi kapsar. Ortalama yüksekliği 74 metredir. Orta noktası, Galatasaray Lisesi yanından çıkan Yeniçarşı Caddesi’nin kestiği ve 50. Yıl Anıtı’nın bulunduğu yer kabul edilir.

Caddeye paralel uzanan Tarlabaşı Bulvarı ise aynı sırtın ikinci eksenidir. Bugün her saatte dolu görünen bu yol, rastgele bir alışveriş caddesi değil; Galata surlarının dışına taşan Pera’nın, bağların ve mezarlıkların üzerine kurulmuş bir Avrupa-Osmanlı sentezidir.

Caddenin şekillenmesi, Haliç’in karşı yakası Galata’dan sonra gelir. Bizans döneminde Galata, surlarla çevrili bir Cenova kolonisiydi. Nüfusun hemen tamamı sur içindeydi. Surların kuzeyindeki sırt ise bağ, mezarlık, koruluk ve av alanıydı. Galata Kulesi yakınındaki kapıdan çıkılınca bugünkü Tünel Meydanı’na varılır, oradan bağlar arasında dar bir yol uzanırdı.

17. yüzyılda Cadde-i Kebir, Kule Kapısı’ndan Galata Sarayı kışlasına kadar uzanıyordu. Evliya Çelebi, ünlü seyahatnamesinde Ceneviz evini, Hollanda Elçiliği’ni, Fransisken ve Terra Sainte kiliselerini, Venedik, Fransız İngiliz elçiliklerini, bu hat üzerinde sayar.

18. yüzyılda Hollanda Elçilik binası yanınca bugünkü yerinde yeniden inşa edildi. İsveç sarayı satın alınıp genişletildi. Aziz Antuan Kilisesi ilk kez 1752’de, Santa Maria Draperis ise yangın ve depremlerden sonra 1769’da bugünkü haliyle yapıldı. Yüzyıl bittiğinde cadde karşılıklı binalarla dolmuştu; Galata sarayından sonrası ise hâlâ boştu. Evler çoğunlukla ahşap ve kerpiçti, kagir yapı azdı.

Tanzimatın İlanı Sonrasında Cadde-i Kebir Oldu


19. yüzyılın başında Pera hâlâ Galata’nın banliyösü gibiydi. Asıl biçim, Tanzimat sonrası ikinci yarıda ortaya çıktı. Islahatların açtığı imtiyazlar, Levantenler ve Osmanlı elitinin “alafranga” yaşama yönelmesi Cadde-i Kebir’i birden lüks mağazaların, eğlence yerlerinin ve şık binaların merkezi yaptı.

Abdülaziz döneminde hızlanan bu yükseliş, yüzyıl sonunda Paris’teki Belle Époque yaşamını İstanbul’da somutlaştırdı. Sokaklara taş döşendi, gazla aydınlatıldı, kanalizasyon yapıldı, elektrik geldi, “Tünel” açıldı, atlı ve elektrikli tramvaylar işledi. Servet Tünel-Taksim ekseninde toplandı; Şişhane-Tepebaşı-Tarlabaşı hattı ikinci planda kaldı.

20. Yüzyıl: Altın Çağ, Beyaz Rusların Göçü ve Çöküş

Cumhuriyet’ten sonra adı İstiklal Caddesi’ne dönüşen yol, savaşlara rağmen sinema, tiyatro, lokanta, kafe, pastane ve otelleriyle görkemini sürdürdü. 1917 Ekim Devrimi ve iç savaştan kaçan Beyaz Ruslar, müzikleri, giysileri ve üniformalarıyla caddeyi ve ara sokakları doldurdu. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyılın ilk çeyreği, caddeyi çok dilli, çok uluslu bir sahne haline getirdi.

Sonra doku inceldi. Varlık Vergisi konulması ve 6-7 Eylül Olaylarının patlak vermesi, İstanbul’dan göçü hızlandırdı. Rum nüfus düştü; İsrail’in kuruluşu Yahudi göçünü artırdı. Gidenlerin zanaatı yerine konamadı. Caddenin mevcut kimliği kayboldu, onun yerine yeni bir kimlik kazanamadı.

Binalar bakımsız kaldı, yıkıldı, yerlerine ucuz yapılar dikildi. 1950 sonrası Anadolu’dan gelen göçler sonucu yan sokaklar kahvehane, aşhane ve batakhanelere açıldı. 1960-80 arasında İstiklal Caddesi, yıllarca elinde tutmayı başardığı alışveriş üstünlüğünü Halâskârgazi, Nişantaşı ve Etiler gibi semtlerle paylaşmak zorunda kaldı.

İstiklal Caddesi’nin Yayalaştırılması ve Eski Parlak Günlere Dönüş Çabaları


1990’da cadde ve ona açılan sokaklar motorlu trafiğe kapatıldı. Yaklaşık yedi ay süren bir çalışma ile birlikte “nostaljik tramvay” yeniden seferlere başladı. Eski binalar onarıldı, cepheler temizlendi, zemin taşları yenilendi. 1990’larda tramvay rayına paralel dikilen ağaçlar 2005’te söküldü.

Bugünkü İstiklal Caddesi


İstiklal Caddesi, hâlâ Türkiye’nin en kozmopolit eksenidir. Sabaha karşı saatler dışında her daim kalabalıktır. Mağazaların yaklaşık yarısı giyim, iç çamaşırı, aksesuar, bijuteri ve ayakkabı-çantadır. Gerisi bankalar, fast food, küresel zincirler, balık lokantası, muhallebici, tatlıcı ve börekçidir.

Gece hayatı, türkü evi, fasıl, rock barlarına uzanır. Cadde aynı zamanda tiyatro, sinema, kitabevi ve galeri eksenidir. Zaman zaman farklı konuları protesto için gruplar da burada toplanır.

“Nostaljik T2 tramvay“ı, 1869-1966 arasındaki tramvay geleneğinin 1990’da geri dönüşüdür. Taksim veTünel arası 1,65 kilometre, tek hat, iki vagonludur. Günlük ortalama 2.500 yolcu taşır; asıl işlevi ulaşım değil, turistik hatıradır.

Cam Negatiflerin Anlattığı Şehir: Abdullah Biraderler’in Merceğinden Pera

19. Yüzyıl Pera Pasajı - Lebon ve Markiz Ruhu
19. Yüzyıl Pera Pasajı – Lebon ve Markiz Pastaneleri

Fotoğraf makinesinin icadından hemen sonra İstanbul’a giren öncü fotoğrafçılar; James Robertson, Sébah & Joaillier ve Osmanlı saray fotoğrafçısı Abdullah Biraderler, Pera’yı dünyanın en büyüleyici görsel arşivlerinden birine dönüştürdü.

1870 Büyük Beyoğlu Yangını sonrasında ahşap yapıların yerini alan neoklasik ve art nouveau taş binalar, caddeyi bir Avrupa başkentine dönüştürmüştü. Kaldırımlarda yürüyen Levanten tüccarlar, fesli Osmanlı paşaları, dantelli elbiseleriyle Fransız ve İtalyan hanımefendiler; aynı karede Doğu ile Batı’nın sentezini sergiliyordu. Cadde-i Kebir (İstiklal Caddesi), Osmanlı modernleşmesinin vitriniydi.

Pastaneler, Pasajlar ve Tiyatrolar: Pera’nın Kaybolan Ruhu

Art Nouveau Cephe ve Botter Apartmanı
Art Nouveau Cephe ve Botter Apartmanı

Pera’nın kamusal yaşamı, dönemin en lüks buluşma mekanları etrafında örülüydü:

  • Lebon ve Markiz Pastaneleri:

    Edebiyatçıların, diplomatların ve aydınların saatlerce Fransızca edebi tartışmalar yürüttüğü, zarafetin ve görgü kurallarının simgesi olan salonlar.
  • Tarihi Pasajlar Ağı:

    Çiçek Pasajı (Cité de Péra), Halep Pasajı ve Atlas Pasajı; Paris pasaj mimarisini İstanbul’a taşıyarak dükkanlar, butikler ve tiyatro salonlarıyla sosyal hayatı sokaktan iç mekanlara taşıdı.
  • Naum Tiyatrosu:

    Giuseppe Verdi’nin operalarının Avrupa başkentleriyle aynı anda sahnelendiği, Sultan Abdülaziz’in bizzat loca kiraladığı Doğu’nun ilk opera merkezi.

150 Yıllık Kırılma: Atlı Tramvaylardan Tüketim Mekanlarına

Fotoğraflar yan yana getirildiğinde en çarpıcı fark, sosyal sınıfların kamusal alandaki duruşunda ortaya çıkıyor. 19. yüzyılda sokağa çıkmak belirli bir kılık-kıyafet protokolüne bağlıyken, Cumhuriyet dönemiyle birlikte cadde kamusallaşmış, 1980’lerden sonra ise kitlesel bir tüketim ve turizm aksına dönüşmüştür.

Eski fotoğraflardaki geniş ferah kaldırımlar, zarif ferforje sokak lambaları ve atlı tramvaylar; yerini 1990’larda geri dönen nostaljik kırmızı tramvaya, ancak aynı zamanda devasa insan sellerine, zincir mağazalara ve cephe kirliliğine bırakmıştır. Binaların üst katlarındaki heykelsi kabartmalar ve işlemeler, tabela ve tentelerin gölgesinde görünmez hale gelmiştir.

Hafızanın İzini Sürmek: Neyi Kaybettik, Ne Kaldı?

Bugün İstiklal Caddesi’nde yukarı doğru bakıldığında o 19. yüzyıl taş binalarının çoğu hâlâ ayaktadır. Mısır Apartmanı, Botter Apartmanı ve Narmanlı Han gibi anıtsal yapılar restorasyonlarla kente yeniden hatırlatılmaya çalışılsa da, içlerindeki sosyal doku, esnaf kültürü ve kozmopolit

En Sık Sorulan Sorular:

1. İstiklal Caddesi’nin eski adı nedir?

Osmanlıca Cadde-i Kebir (Büyük Cadde), Fransızca Grande Rue de Péra’dır. Cumhuriyet’ten sonra İstiklal Caddesi adını almıştır.

2. Cadde ne kadar uzundur, nereden nereye gider?

Yaklaşık 1,4 kilometredir. Tünel Meydanı ile Taksim Meydanı arasındadır. Orta noktası Galatasaray Lisesi yanı ve 50. Yıl Anıtı kabul edilir.

3. Neden “Pera” denirdi?

Galata, Haliç’in karşı yakası olduğu için Yunanca Pera (karşı yaka) adını aldı. Cadde, Galata surlarının dışındaki bu sırtta büyüdü.


4. Cadde ne zaman yayalaştırıldı?

1990’da motorlu araçlara kapatıldı. Aynı dönemde nostaljik tramvay yeniden işletmeye alındı.

5. Nostaljik tramvay hâlâ çalışıyor mu?

  • Evet. T2 Taksim-Tünel hattı 1,65 km’dir; günlük ortalama 2.500 yolcu taşır, ağırlıkla turistik hizmet verir.

6. Grand Rue de Pera ne anlama gelir ve bugünkü hangi bölgedir?

Fransızca “Büyük Pera Caddesi” anlamına gelen bu tabir, Osmanlı döneminde bugünkü Beyoğlu İstiklal Caddesi için kullanılan uluslararası ve yaygın addır.

7. 19. yüzyılda Pera’da fotoğraf çeken en önemli isimler kimlerdir?

Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid’in saray fotoğrafçılığını yapan Abdullah Biraderler (Viçen, Hovsep ve Kevork Abdullah), Pascal Sébah, Sébah & Joaillier ve Guillaume Berggren bölgenin görsel arşivini oluşturan başlıca ustalardır.

8. İstiklal Caddesi’ndeki tarihi pasajların yapılma amacı neydi?

Paris mimarisinden esinlenilerek inşa edilen pasajlar, hem yangınlara dayanıklı taş/demir yapılar sunmak hem de mağaza, konut ve eğlence mekanlarını yağmurdan korunaklı tek bir üstü kapalı sokakta toplamak amacıyla yapılmıştır.

9. Botter Apartmanı’nın Türkiye mimarlık tarihindeki önemi nedir?

Saray terzisi Jean Botter için İtalyan Mimar Raimondo D’Aronco tarafından inşa edilen bina, İstanbul’daki ilk Art Nouveau (yeni sanat) tarzı yapı ve ilk modaevi binasıdır.

10. 1870 Beyoğlu Yangını kentin mimarisini nasıl değiştirdi?

Yangında binlerce ahşap ev kül olunca, Osmanlı yönetimi bölgede ahşap inşaatı yasaklamış; yerine kargir (taş ve tuğla) Avrupa tarzı bitişik nizam apartmanların yapılmasını zorunlu kılmıştır.

Bugün İstiklal Caddesi’nde yukarı doğru bakıldığında o 19. yüzyıl taş binalarının çoğu hâlâ ayaktadır. Mısır Apartmanı, Botter Apartmanı ve Narmanlı Han gibi anıtsal yapılar restorasyonlarla kente yeniden hatırlatılmaya çalışılsa da, içlerindeki sosyal doku, esnaf kültürü ve kozmopolit dil zenginliği geri getirilemeyecek biçimde tarihe karışmıştır. Görsel hafıza, yalnızca binaların değil, bir yaşam tarzının nasıl sessizce sahneden çekildiğini fısıldamaktadır.

Tablo 1- İstiklal Caddesi Üzerinde Bulunan Bazı Önemli Yapılar

Yazar Künye Şablonu – Kapalı Çerçeve
Author / Yazar: *Hayreddin Turan – Yazı İşleri Müdürü – İstanbul Yerel
Dergi Yayıncısı – Gazeteci – Yazar

Kaynakça:

  • Çelik Gülersoy – Beyoğlu’nda Gezerken
  • Nur Bilge Criss – İşgal Altında İstanbul
  • Bahattin Öztuncay – Dersaadet’in Fotoğrafçıları: Osmanlı İmparatorluğu’nda Fotoğrafçılığın Öncüleri
  • İBB Atatürk Kitaplığı Görsel Arşivi ve Pera Müzesi Fotoğraf Koleksiyonları
  • VikipediÖzgür Ansiklopedi