Haliç’e batırılan Bizans Hazineleri
Fatih’in İstanbul’u fethi öncesinde Bizans soylularının kalyonlarla batırdığı öne sürülen devasa servet, Çemberlitaş’ın altındaki kutsal emanetler ve Molla Zeyrek’in inleyen mahzenleri… İstanbul’un gerçekle masal arasına sıkışmış en çarpıcı şehir efsaneleri, tarihçilerin ve jeologların radarına takılmaya devam ediyor.
Altın Boynuz’un Balçık Zırhı
İstanbul Boğazı’nın kıvrımında bir hilal gibi uzanan Haliç, Antik Çağ’dan bu yana “Altın Boynuz” (Chrysokeras) adıyla anılır. İsminin bereketi ve günbatımındaki altın rengi yansıması bir yana, halk arasındaki en büyük inanış tabandaki gizli bir hazineye işaret eder.
Efsaneye göre, 1453 kuşatmasının son günlerinde Bizans imparatorluk ailesi ve zengin tüccarlar, şehirden kaçamayacaklarını anlayınca devasa altın külçelerini, kutsal ikonaları ve mücevher dolu sandıkları kadırgalara yükleyip Haliç’in derinliklerinde batırmıştır.
Yüzyıllar boyunca dibe çöken kalın balçık ve çamur tabakası, bu kalyonların üstünü doğal bir zırh gibi örtmüştür. Haliç temizleme çalışmaları ve dip taramaları sırasında ortaya çıkarılan batık parçaları bu iddiaları her dönem yeniden alevlendirmiştir.
Çemberlitaş’ın Altındaki “Kutsal Sandık”
İstanbul’un en sarsıcı ve dünya çapında yankı uyandıran efsanelerinden biri de Konstantin Sütunu (Çemberlitaş) aitına odaklanır:

- İmparator Konstantin’in Sırrı:
Rivayete göre Roma İmparatoru Konstantin, pagan inançtan Hıristiyanlığa geçerken Kudüs’ten getirttiği Hz. İsa’ya ait kutsal çarmıh parçalarını, çivileri ve efsanevi kutsal kadehi bu sütunun altına yaptırdığı özel bir mahzene gömdürmüştür. - Tılsımlı Sütun:
Bizanslılar, bu kutsal emanetler yerinde kaldığı sürece kentin asla düşmeyeceğine inanıyordu. Günümüzde sütunun temellerinde yapılan güçlendirme çalışmalarında ulaşılan kilitli taş odalar, bu iddiaların peşini bırakmayan araştırmacıları hâlâ heyecanlandırmaktadır.
Zeyrek Camii’den Yükselen İniltiler

Fatih sırtlarında yükselen Zeyrek Camii (Pantokrator Manastırı), yalnızca mimarisiyle değil, mahallesine yayılan ürpertici anlatılarla da bilinir.
Eski İstanbulluların nesilden nesile aktardığı rivayete göre, caminin altındaki devasa sarnıç ve tonozlu tünellerden geceleri hayvan sesleri ve zincir şakırtıları duyulurdu.
Hatta 20. yüzyılın başlarında sarnıç girişlerinin cesur mahalle sakinleri tarafından araştırıldığı, ancak zifiri karanlık galerilerde kaybolan hayvanlar ve esrarengiz çöküntüler yüzünden kapıların harçla örüldüğü anlatılır.
Benzer şekilde, kentin fethi sırasında şehit düşen serdengeçtilerin “uyuyan askerler” efsanesi, Balat ve Ayvansaray sokaklarında hâlâ saygıyla fısıldanır.
Bilim İnsanları Ne Diyor?
Jeoradar (**lar, sualtı sonar taramaları ve Osmanlı arşivleri efsanelerin ardındaki somut izleri ne kadar doğruluyor?
Haliç’in zemininde onlarca metre kalınlığında alivyon ve endüstriyel atık tortusu bulunur. Sualtı arkeologları, kalyon ve ticaret gemisi batıklarının varlığını doğrulamakla birlikte, “altın külçeleri” iddialarının daha çok 19. yüzyıl definecilerinin ve yabancı seyyahların abartısı olduğunu belirtir.
Ancak Çemberlitaş ve Zeyrek altındaki tonozlu boşlukların varlığı, bilimsel taramalarla da ispatlanmış somut birer mimari gerçektir.
En Sık Sorulan Sorular (SSS)
1. Haliç’in dibinde gerçekten altın dolu Bizans kalyonları var mı?
Haliç zemininde Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait çok sayıda batık kalyon ve ticaret teknesi bulunmaktadır. Ancak devasa altın hazineleri iddiası somut arkeolojik kanıtlardan ziyade halk efsanelerine ve defineci anlatılarına dayanır.
2. Haliç’in adı neden “Altın Boynuz” olarak anılır?
İsim, coğrafi şeklinin bir boynuza benzemesi ve antik çağda balık bolluğu ile ticaret yollarının getirdiği büyük zenginlikten (bereketten) kaynaklanır; doğrudan batık altınlarla bir ilgisi yoktur.
3. Çemberlitaş’ın altında Hıristiyanlığa ait kutsal emanetler gömülü mü?
Bizans dönemi vakanüvisleri (tarihçileri), İmparator I. Konstantin’in Kudüs’ten getirdiği rölikleri sütunun kaidesine yerleştirdiğini yazar. Ancak günümüze kadar bu mahzende resmi ve tescilli bir kazı yapılmadığı için kesin arkeolojik kanıt bulunmamaktadır.
4. Zeyrek Camii’nin altındaki seslerin sebebi nedir?
Pantokrator Manastırı’nın altında yer alan birbirine bağlı geniş sarnıç tonozları, akustik rezonans ve rüzgar akımları nedeniyle uğultulu sesler çıkarır. Geçmişte bu doğal fiziksel durum, mahalle sakinleri tarafından doğaüstü olaylar olarak yorumlanmıştır.
5. İstanbul’daki efsanevi dehlizlerde define aramak yasal mıdır?
Kesinlikle hayır. Tarihi Yarımada bütünüyle 1. derece sit alanıdır. İzin alınmadan yapılan her türlü kazı, sondaj ve define arama faaliyeti Kültür Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında ağır hapis ve para cezasına tabidir.
Not:
(**) Jeoradar (uluslararası adıyla GPR – Ground Penetrating Radar veya Türkçe bilinen adıyla Yer Radarı), yeraltındaki yapıları, katmanları ve nesneleri kazı yapmadan yüksek frekanslı elektromanyetik dalgalarla görüntülemeye yarayan bir jeofizik ölçüm yöntemidir.
| * Yazar / Author: Fatih Yeşil |
|---|
| Gazeteci- Yazar. Ekonomist – Baker University |
| İstanbul Yerel |
Kaynakça:
- Reşad Ekrem Koçu – İstanbul Ansiklopedisi
- Celâl Esad Arseven – Eski İstanbul: Abidat ve Mebani
- İBB Deniz Hizmetleri Müdürlüğü – Haliç Dip Çamuru Tarama ve Batık Envanteri Raporu
